"Alphonse! Beni bekle..." Bu sahne mangada bu kadar etkileyici değildi. Edward kendi rızasıyla gerçekliği terk ediyordu. Fakat yazar Arakawa animeye Edward'ın kapıyı yumruklamasını özel olarak etkiledi. Açıkçası 64 bölümde en sevdiğim 5 sahneden birisi olabilir. Tüyleri diken diken eden bir sahne. Edward, kardeşi için gerçekliğe adeta meydan okuyor. Şu an onu bırakmak zorunda kalabilir fakat hayatı pahasına bile olsa onu geri almak için dönecek... "Kolumu al, bacağımı al, kalbimi al" Ama kardeşimi geri getir" Ed'in bedeni ile Al'ın bedeni dönüşüm yüzünden bir birlerine görünmeyen bir bağ ile bağlı. Al, gerçeklikte yemek yiyemiyor, su içemiyor, uyuyamıyor fakat bedeni yine de gelişmek zorunda. Bu da Ed sayesinde oluyor. Ed'in boyunun yaşına göre kısa olmasının sebeplerinden birisi de bu. Gerçeğin ne dediğini hatırlayın. Gerçeklik, dünya, evren ve aynı zamanda içinde var olan her şeydir. Gerçeklik kötü niyetli değildir, ancak izin verilmeyen yerlere yürüyenlere merhamet göstermez. Edward'ın din ile ilgili gerçekliğe karşı tavrıysa ayrı bir geniş ve incelikle işlenmiş bir konu.
Bölümdeki en önemli ayrıntılardan birisiyse Wrath. Wrath diğer homuncluslardan tamamen farklı çünkü bir insan bedenine sahip ve felsefe taşıyla onun dönüşümü gerçekleşti. "Sayısız ruh içimde egemenlik için savaştı ve sadece en öfkeli olan hayatta kaldı" Yani diğer humunculilerin aksine, Wrath'ın sadece bir ruhu var. Felsefe taşı bedenine enjekte edildiğinde tüm ruhlar teker teker yok oldu ve yalnızca öfke geride kaldı. Bu yüzden onun temsil ettiği günah Wrath, yani "Öfke"
Spoiler verdiğimi düşünmüyorum, özellikle spoiler yemeyi sevmediğim için bu konuda daha dikkatli birisiyim. Bu yorumu hatırladığım kadarıyla bölümü iz... [Devamını gör..]
Spoiler verdiğimi düşünmüyorum, özellikle spoiler yemeyi sevmediğim için bu konuda daha dikkatli birisiyim. Bu yorumu hatırladığım kadarıyla bölümü izlerken yazmıştım sahnelerdeki detayları farkederek. Sahnelerdeki anlamları açıklamak spoiler sayılmamalı bence.
Ed'in bedeni ile Al'ın bedeni dönüşüm yüzünden bir birlerine görünmeyen bir bağ ile bağlı. Al, gerçeklikte yemek yiyemiyor, su içemiyor, uyuyamıyor fakat bedeni yine de gelişmek zorunda. Bu da Ed sayesinde oluyor. Ed'in boyunun yaşına göre kısa olmasının sebeplerinden birisi de bu.
Gerçeğin ne dediğini hatırlayın. Gerçeklik, dünya, evren ve aynı zamanda içinde var olan her şeydir. Gerçeklik kötü niyetli değildir, ancak izin verilmeyen yerlere yürüyenlere merhamet göstermez. Edward'ın din ile ilgili gerçekliğe karşı tavrıysa ayrı bir geniş ve incelikle işlenmiş bir konu.
Bölümdeki en önemli ayrıntılardan birisiyse Wrath. Wrath diğer homuncluslardan tamamen farklı çünkü bir insan bedenine sahip ve felsefe taşıyla onun dönüşümü gerçekleşti. "Sayısız ruh içimde egemenlik için savaştı ve sadece en öfkeli olan hayatta kaldı" Yani diğer humunculilerin aksine, Wrath'ın sadece bir ruhu var. Felsefe taşı bedenine enjekte edildiğinde tüm ruhlar teker teker yok oldu ve yalnızca öfke geride kaldı. Bu yüzden onun temsil ettiği günah Wrath, yani "Öfke"